“Aksa İçin Ses, Esirler İçin Umut” programında konuşan Hamas Esir ve Şehit Birimi Sorumlusu Dr. Teysir Süleyman, Hamas’ın kuruluş sürecinden esaret hatıralarına, 7 Ekim sonrası yaşananlardan Mescid-i Aksa’nın işgali ve Filistinli mahkumların idamı kararına kadar Filistin meselesinin güncel konularını İZÜ’de değerlendirdi.
Milli Gençlik Kulübü ve Filistin Öğrenci Topluluğunun düzenlediği “Aksa İçin Ses, Esirler İçin Umut” programına Hamas Esir ve Şehit Birimi Sorumlusu, gazeteci Dr. Teysir Süleyman katıldı. Programda konuşan Süleyman, Hamas’ın kuruluş sürecinden Şeyh Ahmed Yasin liderliğinde başlattıkları direnişe kadar anılarını ve 7 Ekim sonrası yaşananlara dair düşüncelerini paylaştı. Hamas’ın kuruluşunda gençleri çevresine toplayan Yasin’in kendilerine iki yol sunduğunu belirten Süleyman, “İlki işgal altında günlük hayatı sürdürmekti, ikincisi ise izzetli bir yaşam için direnmekti” dedi.
SÜLEYMAN: “BU SADECE FİLİSTİN’İN DEĞİL, TÜM İNSANLIĞIN MESELESİ”
Konuşmasında Filistin meselesinin yalnızca Filistinlilere ait olmadığını vurgulayan Süleyman, “Filistin davası söylemi büyük bir hata. Bu sadece Filistin’in değil, Müslümanların ve özgürlük isteyen herkesin davasıdır” diye konuştu. İsrail’in uzun yıllardır süren uygulamalarına dikkat çeken Süleyman, Filistinli mahkumların idam edilmesine dair kararı, “7 Ekim’den itibaren 73 binden fazla insan şehit edildi. Bu da bir idam değil mi? İdam sadece sehpalarda mı olur?” sözleriyle değerlendirdi. Kendi mahkumiyet sürecinden örnekler de veren Süleyman, “Ömrümün 20 yılını Yahya Sinvar ve Ahmed Yasin gibi isimlerle hapiste geçirdim. Soğuk hava deposunda aylarca tutulduk, işkencelere maruz kaldık. Pek çok arkadaşımız bu süreçte şehit oldu. 7 Ekim’den beri Gazze’de 73 bin kişi şehit edildi. Onlara yapılan da idam değil mi?” diye sordu.
“DİRENİŞİN KAYNAĞI İNANÇ VE GENÇLİKTİR”
Hamas direnişine yönelik eleştirilere de cevap veren Süleyman, “1948’de işgal başladığında Hamas yoktu. 55 yıl önce Batı Şeria, Kudüs ve Gazze işgal edildiğinde de yoktu. Bizi harekete geçiren, maruz kaldığımız işgal ve zulüm oldu” ifadelerini kullandı. Direnişin temelinde üç unsur olduğunu belirten Süleyman, Filistin direnişinin gücünü; vatana inanç, Allah’ın en büyük güç kaynağı olduğuna iman ve direnişe hazır gençlerden aldığını dile getirdi. Başlangıçta yaklaşık 40 kişi olduklarını ancak bugün on binlere ulaştıklarını vurgulayan Süleyman, Filistin’de kuşatma altında sürdürülen direnişe yeterli desteğin verilmediğini belirterek, “Tarih, sınırlı imkanlarla verilen bu mücadeleyi yazacak” dedi. Mescid-i Aksa’nın yalnızca Filistinlilere ait olmadığını da hatırlatan Süleyman, “Her gün ‘Ben bugün Mescid-i Aksa için ne yaptım?’ diye kendinize sorun” çağrısında bulundu. Süleyman, konuşmasını, “Biz ölebiliriz ama inancımız yaşayacak. Ruhumuzu teslim ederiz ama silahlarımızı teslim etmeyiz” sözleriyle tamamladı.