Birikim Okulları ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği “2. PDR Zirvesi” ‘öz yeterlilik’ temasıyla gerçekleştirildi. Zirveye, PDR sahasında çalışan akademisyenler, rehberlik ve psikolojik danışmanlık uzmanları ve öğrenciler katıldı.
Birikim Okulları ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) iş birliğiyle düzenlenen “2. PDR Zirvesi”, bu yıl “öz yeterlilik” temasıyla gerçekleşti. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanının eğitim süreçlerindeki belirleyici rolüne dikkat çekmek amacıyla düzenlenen zirve, akademisyenleri, rehberlik ve psikolojik danışmanlık uzmanlarını ve öğrencileri bir araya getirdi. Program boyunca bireyin kendi potansiyeline olan inancı, karar alma becerileri ve yaşam başarısını şekillendiren unsurlar çok yönlü biçimde ele alındı.
BİLGİN: “BAŞARIYI BİREYİN KENDİNE OLAN İNANCI BELİRLER”
İZÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, İstanbul İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Dr. Ömer Avcı, akademisyenler, uzman öğretmenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen zirvenin açışında konuşan Birikim Eğitim Grubu Genel Müdürü Ersan Bilgin, rehberliğin günümüz dünyasında artan önemine dikkat çekti. İnsanlığın rehberliğe geçmişten daha fazla ihtiyaç duyduğunu kaydeden Bilgin, “Amacımız yalnızca bilgi aktarmak değil, öğrencilerimizin kendi potansiyellerini keşfetmelerine yardımcı olmak” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz yıl ele aldıkları “akran nezaketi” kavramının eğitim camiasında güçlü bir karşılık bulduğunu belirten Bilgin, bu yıl odağı “öz yeterlilik” kavramına yönelttiklerini vurguladı. “Başarıyı bilgiden daha fazla belirleyen şey bireyin kendine olan inancıdır. Öz yeterlilik; inanç, bilgi ve sabırla inşa edilir. Öğrencinin kendine inanması için önce bizim ona inanmamız gerekir” diyen Bilgin, öğretmenlerin bu süreçteki rolünün belirleyici olduğunun altını çizdi.
AVCI: “ÖZ YETERLİLİK HAYATI ANLAMLANDIRAN BÜTÜNCÜL BİR ÇERÇEVENİN PARÇASIDIR”
İstanbul İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı Dr. Ömer Avcı ise konuşmasında öz yeterlilik kavramını eğitim politikaları ve değerler sistemi çerçevesinde değerlendirdi. Rehberlik öğretmenlerinin öğrencilerin hayatlarının her alanında etkin rol oynadığını vurgulayan Avcı, “Bütün felsefi birikim, ‘öz’ üzerine inşa edilmiştir. Sürekli temas kurulması gereken ve değişmeyen unsur özdür.” dedi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne de değinen Avcı, “Önceliğimiz hayatı, insanı ve kendi kültür çerçevesini doğru anlayan bireyler yetiştirmek. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, bize çağın ihtiyaçlarını gözeten bütüncül bir yaklaşım sunuyor.” dedi.
ERDOĞMUŞ: “ÖZ YETERLİLİK İNSANIN ÖZÜNDEKİ POTANSİYELİ AÇIĞA ÇIKARMA ÇABASIDIR”
İZÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş ise konuşmasında üniversitenin eğitim anlayışı ile öz yeterlilik kavramı arasındaki ilişkiye dikkat çekti. “Biz üniversite olarak Sabahattin Zaim hocanın ‘güzel insan yetiştirme’ idealini sürdürüyoruz. Bu bağlamda öz yeterlilik, değerlerimizle doğrudan örtüşen bir kavram” diyen Erdoğmuş, değerlerin tarih, din ve kültürden beslendiğini belirterek şunları söyledi: “Geçmişten devraldığımız değerlerin günümüz insanının kullanabileceği araçlara dönüştürülmesi gerekiyor. Bu sağlanmadığında ortaya çıkan boşluk farklı unsurlar tarafından doldurulur. Bu nedenle eğitim süreçlerinde öz yeterliliği güçlendiren, bireyin kendi potansiyelini fark etmesini ve bu potansiyeli hayata geçirebilmesini sağlayan bütüncül yaklaşımların geliştirilmesi büyük önem taşıyor.”
ERYILMAZ: “OLUMLU DUYGULAR GEÇMİŞİN OLUMSUZLUKLARINI TELAFİ EDER”
Açış programının ardından söz alan zirvenin ana konuşmacısı Yıldız Teknik Üniversitesi PDR Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Eryılmaz da “Öz yeterlilik nedir? Çalışmalar ve kuramsal açıklamalar ne diyor? Nasıl geliştirilir?” sorularına cevap aradı. Öz yeterlilikte motivasyonun belirleyici rolüne dikkat çeken Eryılmaz, “Öz yeterlilik beklentiyle ilişkilidir. Motivasyon da beklenti, değer ve duygunun çıktısıdır” değerlendirmesinde bulundu. Öz yeterliliğin düşük olduğu durumlarda ortaya çıkan sonuçlara da değinen Eryılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öz yeterlilik düşük olduğunda psikopatolojiler ortaya çıkıyor. Eğitim öğretim modelleri çocukların duygularına odaklanmıyor. Eğitim süreçlerinde bireysel farklılıkları dikkate almak önemli. Herkes aynı şekilde motive olmaz. Bunu unutmamak gerekiyor. Olumlu duygular dönüştürücü etkiye sahiptir. Öğrencilerinizde geliştireceğiniz olumlu bir duygu geçmişin olumsuzluklarını telafi eder.”
İZÜ Akademisyenlerinin rehberliğinde gerçekleştirilen atölye çalışmalarıyla devam eden zirvede; psikolojik danışmada öz yeterliliğin geliştirilmesi, nöroçeşitlilik, kariyerde karar süreçleri, yılmazlık, karakter gelişimi ve içsel denge gibi başlıklar ele alındı.