ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski


13.03.2026

Dr. Selim Sezer, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgesel dengeler üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirdi. En gerçekçi senaryolardan birinin ABD’nin askeri operasyonu sonlandırarak İran içindeki muhalif unsurları desteklemesi olduğunu ifade eden Sezer bu durumda bölgedeki vekil güçlerin devreye girebileceğini söyledi.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Dr. Selim Sezer, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının muhtemel sonuçlarını ve savaş sonrası senaryoları değerlendirdi. İZÜ Siyaset Kulübünün düzenlediği “İran’a ABD ve İsrail Saldırısı, Bölgesel Savaş Riski” konulu panelde konuşan Sezer, İran’ın bölgedeki belirleyici aktörlerden biri olduğuna dikkat çekerek Hamas, İslami Cihad, Hizbullah ve Husiler gibi gruplara verdiği desteğin İsrail ile yaşanan gerilimin önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade etti. İsrail’in, devrim sonrasında İran yönetiminin bu tutumu nedeniyle uzun süredir savaş istediğini belirten Sezer, “İsrail, tek başına savaşamayacağı için ABD’yi de savaşa sürükledi.” dedi.

Saldırıların hedefi konusunda farklı ihtimaller bulunduğunu söyleyen Sezer, İsrail’in İran’da rejimi değiştirmeyi amaçladığının açık olduğunu dile getirdi. Üst düzey liderlerin ve onların yerini alabilecek muhtemel isimlerin saldırılarda hedef alındığını belirten Sezer, “Bu taktikle devrilecek yönetimin yerine geçecek isimlerin de ABD ve İsrail karşıtı olmasını önlemeye çalışıyorlar. Saldırının asıl nedeni buysa, uzun vadeli bir savaş başladığını kabul etmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

ABD SAVAŞA NEDEN GİRDİ?
ABD yönetimlerinin Ortadoğu politikasında iki temel ilke bulunduğunu belirten Sezer, bunlardan birinin İsrail’e destek, diğerinin ise İran’ın çevrelenmesi olduğunu söyledi. “İsrail bir savaş ilan ettiğinde ABD’nin dışarıda kalması söz konusu değil.” diyen Sezer, savaşın uzaması hâlinde Körfez ülkelerinin çatışmaya dâhil olabileceği uyarısında bulundu. İran’a yönelik saldırıların başladığı 28 Şubat’ta İsrail’in Gazze’ye insani yardım girişlerini kapattığını hatırlatan Sezer, bölgede yeni bir kıtlık endişesi bulunduğuna da dikkat çekti.

MUHTEMEL SENARYOLAR
Savaşın gidişatına ilişkin farklı senaryolar bulunduğunu belirten Sezer, en güçlü ihtimallerden birinin ABD’nin askerî operasyonu sonlandırarak İran içinde bazı hareketlilikleri teşvik edebileceği senaryo olduğunu söyledi. Sezer’e göre bu durumda ülke içinde bir etnik çatışma ya da halk ayaklanması yaşanabilir ve bu tür bir karışıklık hem İran hem de bölge için ciddi istikrarsızlıklara yol açabilir.

İRAN TÜRKİYE İÇİN RİSK Mİ?
Muhtemel senaryolar sonucu yaşanacak gelişmelerden Türkiye’nin de etkilenebileceğini kaydeden Sezer, geçtiğimiz iki hafta içinde Türkiye topraklarına düşen iki füzenin kim tarafından ateşlendiğinin henüz netlik kazanmadığını hatırlattı. İran tarafının kesin bir dille Türkiye’yi hedef almadıklarını belirttiğine dikkat çeken Sezer, “Ya füzelerin hedefi Türkiye değildi ya da füzeleri ateşleyen İran değil, bölgedeki karışıklığı artırmayı arzulayan İsrail’di. MOSSAD bunu yapabilir.” dedi.

SAVAŞ SONRASI İÇİN MUHTEMEL SENARYOLAR
Savaşın süresi ve sonrasına ilişkin kesin değerlendirmeler yapabilmek için zamana ihtiyaç olduğunu belirten Sezer, mevcut şartlar altında en gerçekçi senaryonun İran’ın askerî caydırıcılığı nedeniyle ABD’nin bölgeden çekilmesi ve içerideki muhalif unsurları desteklemesi olduğunu dile getirdi. Bu durumda İsrail’in tek başına savaşamayacağını vurgulayan Sezer, “Bu durumda bölgedeki vekil güçleri devreye sokar. Lübnan cephesi uzun süre açık kalabilir. Belki birkaç hafta sonra İran’ı değil, Lübnan’ı konuşuyor olacağız.” dedi.



  • ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski
  • ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski
  • ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski
  • ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski
  • ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski
  • ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski
  • ABD–İsrail Saldırıları ve Bölgesel Savaş Riski