Bahadır Yenişehirlioğlu İZÜ Öğrencileri ile Bir Araya Geldi


İZÜ, Doç. Dr. Turgay Şirin’in moderatörlüğünü yaptığı, oyuncu ve yazar Bahadır Yenişehirlioğlu’nun konuk olarak katıldığı “iletişim, Sinema ve Sanat” üzerine gerçekleşen söyleşiye ev sahipliği yaptı.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ”Hanne” isimli kitabı hakkında konuşan Bahadır Yenişehirlioğlu; “Hanne kitabı, pandemi sürecinde evde kaldığım dönemin bir ürünü. Cumhurbaşkanımız lütfetti bizi davet ettiler. Biz de ailecek Cumhurbaşkanımızı ziyaret ettik. Kendisine kitabı imzalı olarak hediye ettim. Cumhurbaşkanımızla çok eskiye dayanan bir hukukumuz var. Cumhurbaşkanımız ile dostluğumuz il başkanlığını dönemine dayanır. Dostlukları korumak, özen göstermek gerekli. Cumhurbaşkanımız dostum diyebileceğim biridir, hürmet ettiğim biridir. Yaptıkları icraatler çok kıymetli çünkü ben eski Türkiye’yi gördüm. Dünyanın birçok yerini gezdim ve kıyas yaptığım da Türkiye çok iyi yerlere geldi, gelecektir inşallah” dedi.

Yenişehirlioğlu, okumanın insanı geliştiren bir eylem odluğunu belirterek, “Bakıldığında yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’in ilk emri oku’dur. Okumak sihirli bir sözcüktür, farklı kapıların açılmasını sağlar. İnsan okuyarak ehlileşir, okuyarak insan zehrini atar, kabalıktan ve hantallıktan kurtulur. Okuyan insan zenginleşir, vandalizmden kurtulur, saldırgan olmaz, hoyrat olmaz. Okuyan insan iyidir. Zaten biz Türkçemizde değerli kılmak ya da yermek için okumak üzerinden atasözlerimiz veya deyimlerimizi kullanırız” diye konuştu.

Bahadır Yenişehirlioğlu sözlerine şu şekilde devam etti; “Ben gençlerimizin her geçen gün daha çok okuduğunu tespit ediyorum. Kitap fuarlarında,  imza günlerinde birebir göz teması kurduğum kitlelerden ve sosyal medyada bana ulaşanlardan yola çıkarak söylüyorum. Gençlerimiz okumaya meyilli ve bu giderek daha da çoğalıyor. Kitap ve dil çok önemlidir. 

Yenişehirlioğlu, yazarlık geçmişi ile ilgili gelen soru üzerine, “ İlk romanım Beyaz Usta, Siyah Çırak. Kendi hayatımı yazdığım, 12 Eylül dönemini anlattığım ve yurtdışına yaptığım gezilerden de yola çıktığım bir roman. Mısır, Kudüs, Fransa, İstanbul ve Suudi Arabistan’da geçer. İkinci kitabım “Aşk Cephesi”, Çanakkale Savaşı’nı anlattığım bir romandır. Sonrasında “Aşk Çölü”, “Son Hasat”, “Kerime”, 15 Temmuz’dan sonra “Kara Güneş” romanını ele aldım. “Kanaviçe” romanı Ermeni tehciri kurgulayarak yazdığım bir roman. Bir yazarın, daha önceki eserinden sonra diğerinin üzerine bir şeyler koyması gerektiğine inanıyorum. Son romanım “Hanne” romanı, bir kadının hikâyesi. Gerçek bir hikâyeden yola çıkarak kurguladığım bir roman. Almanya’ya göç etmiş bir işçi ailesinin kızlarının bir şekilde devlet tarafından el konulup Alman bir aileye verilip, Alman gibi yetiştirilmiş felsefe profesörü bir kadını hayatını ele almakta. Üniversitede bir öğrencisinin Hz. Mevlana’nın bir beytini sormasıyla kafasında başlayan şimşekle kendi menkıbesini anlatıyorum. Hanne’nin bu kadar detaylı olması birazcık pandemi sürecinin etkisi çünkü pandemi sürecinde sabah erken kalkıp gecelere kadar bilgisayar başında yazılarımı, romanlarımı kaleme aldım. Bu süreci bir hayra çevirmiş oldum. Ben çalışkan bir adamım, zamanı doğru kullanmaya çalışırım. Zamanı doğru kullanırsanız, zamanı genişletirsiniz. Bu yüzden ben de zamanı doğru kullanan biriyimdir” dedi.

Son olarak programa katılan öğrencilerin oyunculuk kariyeri ile ilgili sorularını yanıtlayan Bahadır Yenişehirlioğlu sözlerini şu şekilde bitirdi:

“İlk oyunculuk tecrübem “Yedi Güzel Adam” dizisiydi. Oyunculuk veya tiyatro eğitimi almadım. Bu konuda biraz alaylıyım. Oyunculuk işi biraz nasip işi oldu. Gerçek oyuncuların ciddi bir hayat tecrübeleri olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, entelektüel bir kimliğe sahip olmayan kişilerin gerçek oyuncu olabileceklerini de düşünmüyorum. İyi aktör veya aktrislerin önemli bir entelektüel birikimleri vardır. Mesela Tahsin Paşa karakteri bana teklif edildiğinde Tahsin Paşa’nın kim olduğunu biliyordum ve hayatını okumuştum. Tutkuyla yapılmamış bir iş kesinlikle başarıya ulaşamaz. Diziden önce Abdülhamid Han’ı biliyor ve okumuştum. Abdülhamid Han, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti için önemli bir figürdür. Denge politikası ile 33 yıl devleti ayakta tutmuştu. Abdülhamid Han modern ve çağdaştır. İyi ve güçlü bir sultandır, ciddi bir entelektüel bilgi birikimi vardır. Kendini var eden coğrafyanın bütün kodları vâkıftır. Asla abdestsiz yere basmamıştır ama Yıldız Sarayı’nın pencelerinden opera sesleri duymuştur. Zikirde çekmiştir, tiyatroya da gitmiştir. Tam bir entelektüeldir.  Kendini var eden coğrafyanın bütün parametrelerine sahip olup bunu evrensel bir okuma geliştirip bunu harmanlayarak bambaşka bir karakter ortaya çıkarmıştır. Osmanlı’da ilklere sahne olacak icraatlar yapmıştır. Batıyı çok iyi tahlil etmişti. Okumalarımda objektif yaklaşarak öğrendiğim ve anladığım kadarıyla benim için bir öğretmendir, dedem gibi birisidir diyebilirim.”       

01