2. Uluslararası Tasarruf Sempozyumu Online Olarak Gerçekleştirildi


Geçtiğimiz yıl Dünya Tasarruf Günü olan 31 Ekim tarihinde ilki gerçekleştirilen "Uluslararası Tasarruf Sempozyumu" bu yıl da İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ev sahipliğinde online olarak gerçekleşti. 30-31 Ekim tarihlerinde yapılan programa sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı.

İZÜ youtube sayfasından canlı olarak yayınlanan sempozyumun açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati, tasarrufa dayalı finans sisteminin, uzun vadeli yatırım araçları içerisinde, İslami kurallara uyma niyetinde olan, artan risk primleri ve kredi faizleri nedeniyle geleneksel finans sistemine katılmak istemeyen, kredi notunun düşük olması gibi sebeplerle elindeki tasarrufları değerlendiremeyen kişilerin atıl kalmış tasarruflarının ekonomiye aktarılması için önemli bir fonksiyon üstlendiğini söyledi.

Nebati, “Tasarrufa dayalı finans sistemi aynı zamanda risk paylaşımına dayalı, spekülasyonlara kapalı yapısı ve servetin adil paylaşımına temel oluşturan ahlaki değerleri ön plana çıkarması sayesinde ekonomideki sistemik riskleri de azaltacak bir güce sahiptir.” ifadelerini kullandı.

Ticaret savaşları ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına bağlı olarak dünyada yavaşlayan sermaye akımları nedeniyle finansman ihtiyacının öncelikli olarak yurt içi tasarruflardan karşılanmasının kritik hale geldiğine işaret eden Nebati, “Bu bağlamda, finansal yapılanmada, demografik özellikleri hesaba katan tasarrufa dayalı finans modelinin ülke çapında geliştirilmesi önemli bir potansiyel arz ediyor” diye konuştu.

Nebati, tasarrufa dayalı finans sisteminin, içinde bulunulan küresel salgının yol açtığı krizde, en ağır kaybı yaşayan mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler açısından son derece önem taşıdığını kaydetti.

Tasarrufa dayalı finans sistemiyle faaliyet gösteren şirketlerin olduğunu ifade eden Nebati, şunları söyledi:

“Ülkemizde faaliyet gösteren, genel olarak konvansiyonel veya katılım finans sisteminden faydalanamayan veya çeşitli hassasiyetler sebebiyle faydalanmak istemeyen kişilerin tasarruf etmesine imkân sağlayan firmalar anlamlı ve faydalı bir faaliyette bulunmaktadır. Ancak, söz konusu faaliyetlerin özel bir düzenlemeye tabi olmadan gerçekleştiriliyor olması çeşitli açılardan riskler barındırmaktadır. Bu, bir taraftan firmalar açısından, bir taraftan firmalardan yararlanmak isteyen paydaşlar açısından en önemlisi de tasarrufa dayalı finansman içerisindeki kullanılan enstrümanlar açısından çok büyük önem arz ediyor.”

 

Prof. Dr. Mehmet Bulut: “Tasarrufun Artması Ülkeleri Refaha Götürecek En Önemli Yoldur”

Sempozyumun ev sahipliğini yapan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut da Türkiye'nin tasarruf açığı yaşayan ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Mehmet Bulut, "Bir ülkenin tasarrufları ne kadar çok olursa o ülkede yatırımlar o kadar çok olur, yatırımlar ne kadar çok olursa istihdam genişler, istihdam ne kadar geniş olursa, o ülkede herkes daha huzurlu ve mutlu, kendi el emeğiyle geçinen ve ülke ekonomisinin büyümesine katkı sağlayan bir ortama kavuşmuş olur." değerlendirmesinde bulundu.

 Sempozyumun önemine değinen Prof. Dr. Mehmet Bulut:  “Bu yıl yine Dünya Tasarruf Günü’nde ikincisini düzenlediğimiz Uluslararası Tasarruf Sempozyumu ile önemli bir çalışmaya imza atmış  bulunuyoruz. Katılımcılarımızın görüşleri ve yapılan oturumlardan  çıkan genel görüşe baktığımızda tüm ekonomik ve finansal krizlerin  çözümünün faizsiz finansman ile mümkün olabileceğini söyleyebiliriz.  Tasarrufların artması yatırımları artırır ve bu artan yatırımlar  istihdamı genişletir. Tasarrufun artması ülkeleri refaha götürecek en  önemli yoldur. Ülke içi tasarruflarının artırılması ekonomik  büyümeyi artıracaktır.”
   

Sempozyum sonunda, gerçekleşen oturumlar, katılımcıların görüşleri  ve takip eden izleyicilerin yorumlarına istinaden İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut yaptığı genel değerlendirmede:  “Tasarruf finansında hem bireysel olarak hem de hukuksal olarak  atılması gereken adımların olduğunu görmekteyiz. Tüketim toplumunun  getirdiği fazla harcama eğilimini tasarruf ile daha az harcama yönünde  değiştirmeliyiz. İmkânın fazla olması harcamanın fazla olması anlamına  gelmemektedir. Bireysel olarak daha az tüketme ile biraz daha tasarruf  artırarak topluma yaygınlaştırarak ülkeye katkıda bulunmalıyız. Bu  tasarrufların artması için topluma eğitimlerin verilmesi ve ekonomi  okuryazarlılığının artırılması önemlidir. Yatırımlar için hisse  senetleri, yatırım fonları, bonolar ve katılım bankaları gibi  düzenlenen birçok alan mevcut. Fakat düzenlenmeyen alanların olduğunu  da görüyoruz. İnsanların zaruri ihtiyaçlarını (ev, araba) temin etmek  için tasarruf ederek tasarruf şirketlerine başvuruyorlar.
Bu şirketler son zamanlarda fazlasıyla artış göstermiştir. Bu  şirketlerin faaliyetleri bir düzen içerisinde gerçekleşmelidir.

Düzenlemelerin olması durumunda birçok riskin önlenebileceğini  görmekteyiz. Bu şirketlerin ve sektörün zarar görmesini engellemek  adına önlemler baştan alınmalıdır. Bu alanla alakalı çok hızlı  düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu alanda düzenlemelerin  yapılması hem bireysel hem toplumsal hem de küresel faydayı  sağlayacaktır ve tasarruf açığını büyük oranda kapatacaktır. Bu konuda  hem akademik kuruluşlar hem de kamu olarak her birimize birçok görev  düşüyor. Bizler üzerimize düşen görevleri en erken şekilde yerine  getirerek bu sistemi daha etkili ve yetkili biçimde ortaya koyarak  ülkemize ve insanlığa daha faydalı olmasını sağlamalıyız.” dedi.

 Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Genel Sekreteri Osman Akyüz ise sempozyumun açılış oturumunda yaptığı konuşmada, iktisadi gelişmenin tasarrufla alakasına değinerek, tasarruf etmeden ekonomileri büyütmenin ve iktisadi refahı artırmanın mümkün olmadığını belirtti.

Akyüz, Türkiye'nin halen kalkınma gayreti içerisinde olduğunu dile getirerek, "Maalesef henüz kalkınamamışız, hala gelişen ekonomi statüsündeyiz. Orta gelir tuzağına sıkıştık kaldık. Esas sebep de tasarruf yetersizliği, tasarruf açığı." dedi.

Finansal sektörün geliştirmesi gerektiğine işaret eden Akyüz, "Varlığa, servete akışkanlık kazandırmak durumundayız. Altını biriktirsek, gayrimenkule paraları yatırsak, otomobile paraları gömsek, bu hiçbir şekilde bizim iktisadi refahımızı artırmaz. İktisadi varlığı çoğaltmamız lazım, iktisadi servetimizi artırmamız lazım." ifadelerini kullandı.

Emlak Katılım Kurumsal İletişim Müdürü Ahmet İkizoğlu ise İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında, İstanbul'un, İslami finansın da merkezi olmasına yönelik projelerin önemli olduğunu belirterek, bu bakımdan sağlam projelerin geliştirilerek Körfez kaynaklarının çekilebileceğini söyledi.

İki gün süren sempozyum, temelde tasarruf kavramı özelde ise  tasarrufa dayalı finans modelleri, Türkiye ve dünyadaki uygulamaları  ve söz konusu modellerinin İslâmî finans ilkeleri açısından tetkiki  bağlamında içeriklerden oluşan dikkat çekici oturumları ve  katılımcıları ile Tasarrufa Dayalı Finansman Modelinin öneminin  vurgulanmasında ciddi bir rol üstlendi.

 

İZÜ ev sahipliğinde iki gün boyunca değerli konuşmacıların katıldığı programın tamamını üniversitenin youtube sayfasından takip edebilirsiniz.

  1. Gün: https://www.youtube.com/watch?v=BL-54QhHedE
  2. Gün: https://www.youtube.com/watch?v=9B4shdTZcQo ve https://www.youtube.com/watch?v=fBTmR-xohVg

 

 



04 01 03 05 02