28 Şubat Süreci ve Günümüz Türkiye’si İZÜ’de Konuşuldu


İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi  Siyaset Kulübü tarafından organize edilen, “28 Şubat’tan Günümüze Türkiye” konulu seminere, Rabia Platformu Genel Koordinatörü ve İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Genel Koordinatörü Cihangir İşbilir ve Anadolu Ajansı Orta Doğu ve Afrika Yayınlar Koordinatörü Turan Kışlakçı katıldı. Seminerde, Turan Kışlakçı’nın sözleri büyük alkış aldı. Kışlakçı, 17 Aralık operasyonu ile ilgili olarak, “Bu yolsuzluk değil. Hepimiz çok iyi biliyoruz. Devletin parası olsa kılıçla düzeltirim Erdoğan’ı. Kılıçla mücadele ederim ona karşı. Fakat bunun olmadığı ben de karşı taraftakiler de çok iyi biliyor” diye konuştu. 

Türkiye Büyük Devlet Olmak İçin Oynuyor

Seminerin açılış konuşmasını yapan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı dönüşümde 28 Şubat 1997'de yaşananların son derece önemli bir rol oynadığını belirterek, “28 Şubat ve sonrası süreç doğru algılanmazsa bu millet 20. yüzyılı ıskaladığı gibi 21. yüzyılı da ıskalayıp kendinden bekleneni dünya insanlığı ve medeniyetine karşı yerine getiremeyecektir. Ancak ben 28 Şubatla ilgili gerçekliği anladığını ve toplumun doğru tavrı koymuş olduğunu düşünüyorum. Hepimizin malumları olduğu üzere Sanayileşmiş Büyük Batılı güçlerin 19’uncu yüzyılın son çeyreğinden itibaren bu topraklarla ilgili planları vardı. 20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti'nin kontrol ettiği topraklar ve coğrafya Sanayileşmiş Batılı güçlerin sanayileri için en önemli ihtiyacı olan petrol havzalarını da kuşatıyordu. Jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik açıdan son derece önemli bölgeler ve günümüzdeki ülkeler Osmanlıların kontrolündeydi. Osmanlı Devleti gibi güçlü bir devletin varlığı Sanayileşmiş Batılı güçler için kabulü imkansız bir durumdu.  İşte Osmanlı'nın hal edilmesindeki temel amaç buydu. Bu amacın gerçekleştirilmesinde Osmanlı entelijensiyasının katkıları çok iç acıtıcıdır. Aynı dönemlerde Rusya entelijensiyasının SSCB’nin kuruluşunda oynadığı rol dikkate alındığında söylediklerim daha iyi anlaşılır. İşte 20. yüzyılda bu topraklarda bir daha Osmanlı gücünde bir devlet olsun istenmedi hala da istenmiyor. Senelerce bu amaç için türlü türlü senaryolar hayata geçirildi, oyunlar oynandı. 28 Şubat sürecinden sonra toplumumuz bu oynanan oyunların önemli bir bölümünü fark etti. Özellikle son on yılda Türkiye'nin ekonomik, sosyal, kültürel, bilimsel vb. alanlarda ortaya koyduğu performans birilerini ciddi bir biçimde tedirgin etmişe benzemektedir. Türkiye son yıllardaki performansıyla tarihsel ve coğrafi derinliğine ve medeniyet birikimine yaslanarak tekrar büyük devlet olmak için bir irade beyan etmiştir. Son günlerde yaşadıklarımız doğrudan bu konularla ilgilidir” diye konuştu.

Türkiye’ye Operasyon Yapılıyor

Seminerde ilk olarak sözü Anadolu Ajansı Orta Doğu ve Afrika Yayınlar Koordinatörü Turan Kışlakçı aldı. Kışlakçı, Türkiye üzerinde şuanda büyük bir operasyon yapıldığını belirterek, “Şuanda konuşlan paralar, devletin parası olsa sonuna kadar mücadele edelim. Ama devletin parasıyla ilgili bir şey konuşulmuyor. Birçok Arap işadamı ABD’den paralarını çekip Türkiye’ye getirdi. Amerika ve İsrail bu paraların Türkiye’ye faydalı olduğunu görünce, o paraları buradan çıkarmak istiyor. Birileri üzerinden operasyon yapıyor. Sıkıntı burası. Şuanda algı operasyonu yapılıyor. Şuanda Hindistan’dan Cezayir’e Fas’a kadar İslam dünyasının ünlü aydınları beni arayıp ağlayarak, ‘Turan ne oluyor? Türkiye giderse biz bu coğrafyanın hepsini kaybederiz’ diyorlar. Tek umut, tek kale burası” diye konuştu.

Abdülhamit Han’ın Siyaseti Erdoğan’a Benziyordu

Seminerin ikinci konuşmacısı Rabia Platformu Genel Koordinatörü ve İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Genel Koordinatörü Cihangir İşbilir, Abdülhamit Han’ın siyasetini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a benzeterek, “Abdülhamit Han’ın siyaseti Erdoğan’a çok benziyordu. Örneğin eğitim konusunda yaptığı reformlar. Hicaz demir yolunu yaptırarak bizim o bölgeyle olan bağımızı sağladı. Müslüman beyniyle hareket ediyordu. Abdülhamit’in Erdoğan’a benzeyen bir diğer özelliği de darbecileri ilk yargılayan yönetici olmuştur. Darbecilerin yargılanması gerekir. Ceza vermediğiniz gün yeni darbelere kapı açarsınız. Darbeciler iktidarı yıpratmak için algıyla oynar. Geçmişte askerle yaptıklarını bugün başka aletlerle yapıyorlar. Türkiye istiklal ve istikbal kazanmaya başladı bunu istemiyorlar. Türkiye’nin güçlenmesini istemiyorlar. Statüko taraftarları Mısır Türkiye Pakistan üçgeni içinde güçlü devlet istemiyor. Bu sebeple oyunlar oynuyorlar. Gezi olaylarının da altında bu mevzu var. Bediüzzaman Said Nursi’nin muhalefetiyle bugünkü taşeron muhalefet ve çakma hocaların birbirinden ayrılması gerekiyor. Bediüzzaman gerçek muhalefet, milli muhalefet yapıyordu” şeklinde konuştu. 

Seminerin ardından İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şebnem CANSUN tarafından katılımcılara hediyeleri takdim edildi.