14. Beytul Makdis Çalışmaları Uluslararası Akademik Konferansı


Sempozyum öncesinde 26 Nisan Cumartesi gününden itibaren üç günlük akademik çalıştay yer aldı. Çalıştay, “1. Uluslararası Beytul Makdis Elçileri ve Beytul Makdis Çalışmalarında Öncü Bilim Adamları Akademik Forumu” başlığı altında yapıldı. Çalıştayda önümüzdeki 10 yıl (2014–2024) için Beytul Makdis Çalışmaları’nın stratejisi belirlendi. Bu çerçevede Beytul Makdis Çalışmaları’nı desteklemek ve daha geniş kitlelere ulaştırmak üzere uluslararası üniversite ve vakıf gibi kuruluşların oluşturulması gündeme geldi.

Sempozyumun açılış konuşmasını Arapça gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Mehmet Bulut bir de müjde verdi. Prof. Dr. Bulut, sempozyum vesilesiyle İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora seviyesinde eğitim verecek Beytul Makdis Araştırmaları Merkezi’nin kurulacağını duyurdu. TİKA adına konuşan TİKA Ortadoğu ve Afrika Daire Başkanı Doç. Dr. Enver Arpa ise Beytul Makdis ile ilgili tarihi ve bilimsel çalışmalara olan desteklerinin devam edeceklerini vurguladı. Açılış oturumunun bir diğer konuşmacısı, Kuzey Malezya Üniversitesi (Universiti Utara Malaysia) Beytul Makdis Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Dr. Emin er-Reşid bin Yatiban, enstitülerinde Arapça, İngilizce ve Malay dillerinde doktora eğitimi yapılacağını haber verdi. Açılış oturumunun diğer konuşmacıları; Malezya Üniversitesi İslami Araştırmalar Akademisi’nden Dr. Muhammed Raslan bin Muhammed Nur ve Filistin Dayanışma Derneği’nden (FİDDER) Muhammed Muşayniş oldu. 

Açılış oturumun son konuşmacısı ise “imkansız bir şey yoktur”, “değişim ve özgürlüğü yöneten bilgidir” ilkeleriyle sempozyumu düzenleyen Prof. Dr. Abdulfettah el-Uveysi’ydi. Sempozyum başkanı Prof. el-Uveysi, Beytul Makdis Bilimsel Projesi hakkında ayrıntılı bilgiler verdi. El-Uveysi bu projenin, 1990 yılından beri tedricen, adım adım bilimsel ve akademik çalışmalar düzeyinde yapıldığını; ayrıca hedeflerinin doğru terimleri kullanmak, metotlarının da uzmanlaşarak olgunlaşmak olduğunu açıkladı. 

Sempozyumun ilk oturumunda üç tebliğ yer aldı. Dr. Heysem Fethi Ratrut, “Kur’an Arkeolojisinde Beytul Makdis” başlığıyla Beytul Makdis ve Kabe arasındaki mimari benzerlikten söz etti. Dr. Halid el-Uveysi, “Beytul Makdis ve Kutsal Toprakların Hududu” adlı tebliğinde Beytul Makdis sınırlarının Kudüs ve Filistin’i de kapsamak üzere çok daha geniş olduğunu söyledi. Sempozyumda dikkatleri çeken bir tebliğ ise “Rum Suresi Çerçevesinde Beytul Makdis Fethinin Müjdelenmesi” başlığıyla Yard. Doç. Dr. Abdulmuttalip Arpa tarafından sunuldu. Dr. Arpa Endülüslü müfessir İbn Berrecan’a dayanarak Beytul Makdis Şehri’nin fethinin yakın bir tarihte olabileceğini haber verdi. 

Salı günü başlayan ikinci oturumun ilk tebliği Dr. Nur Mahmud Ebu Assab tarafından “Emeviler Döneminde Hıristiyan İbadet Yerleri” başlığıyla sunuldu. İkinci tebliğde ise Dr. Emin er-Reşid bin Yatiban, “Doğu ile Batı Arasındaki Mesafeye Bir Köprü Olarak Beytul Makdis: Harun er-Raşid ve Charlemagne Arasındaki İlişkiler” başlığıyla Harun Reşid ve Charlemagne arasında mektuplaşma ve hediyeleşmelerin olduğunu, bu yazışmaların merkezinde Beytul Makdis’in yer aldığını ve bunlarla ilgili bilgilerin sadece batılı kaynaklarda zikredildiğini anlattı.

Üçüncü oturumda Dr. Kerim Faruk el-Huli, “Salahaddin’in Beytul Makdis Fetih Hutbesine Dair Bir Okuma” adlı tebliğinde Salahaddin Eyyübi döneminde Beytul Makdis’in dünya için bir başlangıç noktası olarak görüldüğünü ifade etti. İkinci tebliğde Dr. Mahir Yunus Ebu Minşar, “Bir Sürgün Merkezi olarak Beytul Makdis: İhanet mi, Şereflendirme mi? Başlığıyla Beytul Makdis’in Memlük sultanları gözünde bir terbiye ve bereketlenme merkezi olarak kabul edildiğini anlattı.

Dördüncü oturum’da Dr. Muhammed Raslan bin Muhammed Nur, “Beytul Makdis: Kuran Bakışında” isimli tebliğini sundu. İngiltereli fotoğrafçı Muhsin Kelbi ise “İslam’ın Cevheri Beytul Makdis: Görsel Bir Sunum” başlığı ile Müslüman olduktan sonra yaklaşık 30 yıldır arşivlediği Beytul Makdis fotoğraflarını kendi hissiyatıyla anlattı. Ayrıca Kelbi, Mescidi Aksa’ya ilk girdiğinde hissettiği kokunun Medine’de ve Hacerül Esved’de hissettiği kokuyla aynı olduğunu söyledi.

Beşinci ve son oturumda, Filistin’deki şartlar nedeniyle sempozyuma gelemediğinden konuşmasının video kaydını gönderen Prof. İbrahim Cabir, “Beytul Makdis’in Günümüzde Karşılaştığı Tehlikeler” isimli tebliğini sundu. Prof. Cabir, İşgalci kuvvetlerin, Müslümanların Mescidi Aksa’yı ziyaretlerini ve burada namaz kılmalarını engellemeye çalıştığını ve adım adım Beytul Makdis Şehri’ndeki Müslüman izleri yok edip şehri Yahudileştirmeye çalıştığını anlattı. Oturumun ve sempozyumun son tebliğini Mahmut Attun, “Gençlerin Beytul Makdis için Yapabileceği Faaliyetler” başlığıyla sundu. Attun, gençlerin yapacakları faaliyetlere Beytul Makdis’deki gençleri de dahil etmeleri, farklı şehirlerde Beytul Makdis meydanlarının kurulması, Salahaddin Eyyubi zamanında Diyarbakırlı kadınların Mescidi Aksa için gülsuyu hazırlaması gibi, Beytul Makdis’in yeniden kazanılması için şimdiden yapılabilecek projeleri anlattı.

Günün sonunda gerçekleşen kapanış oturumunda konuşmacılar Beytul Makdis ile ilgili son görüşlerini dile getirildi. Rektör Prof. Dr. Mehmet Bulut ise yaptığı kapanış konuşmasında, Princeton Üniversitesi Advanced Studies programında karşılaştığı Yahudi bir profesörün, Beytul Makdis’te barışı sağlamak için Osmanlı sistemini aradıklarını aktardı. Prof. Bulut konuşmasının devamında İslam’ın sadece Beytul Makdis değil dünyanın tüm sorunlara yetecek çözümlere sahip olduğunu vurguladı.

14. Beytul Makdis Çalışmaları Uluslararası Akademik Konferansı, rektör Prof. Dr. Mehmet Bulut tarafından çalıştay ve sempozyuma katılan konuşmacılara, Beytul Makdis Elçileri’ne, Beytul Makdis Çalışmalarında Öncü Bilim Adamları’na ve Beytul Makdis Çalışmaları Diploma programı ilk mezun öğrencilerine hediyelerin takdim edilmesi ile kapandı. Toplam dört gün süren çok yönlü Beytul Makdis programı toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.