Farklı Yaklaşımlardan Kadın ve Aile Paneli Düzenlendi


İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Dünya kadınlar Günü dolayısıyla anlamlı bir etkinliğe imza attı. “Farklı Yaklaşımlardan Kadın ve Aile” konulu panel, günümüz Türkiye’sinde kadını sosyolojik, psikolojik, dini, siyasal, ekonomik ve hukuksal açılardan mercek altına aldı.

Geçtiğimiz hafta boyunca İZÜ kampüsünde Ka-der, Kagider, Mor Çatı, Film Mor gibi kadın örgütlerinin afişlerinden oluşan küçük bir sergi vardı. Öğrencilerimizin toplumsal cinsiyet konusundaki duyarlılığını arttırmak üzere pazartesiden perşembeye Film Mor belgeselleri gösterilmiş, belgesel öncesi ve sonrasında öğrencilerle bilgilendirici sohbetler düzenlenmişti. Haftanın son gününde, cumaya denk gelen, 8 Mart 2013 Dünya Kadınlar Günü’nde ise İZÜ "Farklı Yaklaşımlardan Kadın ve Aile" Paneli’ne ev sahipliği yaptı.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi kadın haftasının organizatörü ve panelin moderatörü İZÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Şebnem Cansun panelin açılış konuşmasında Fransız felsefeci Simone de Beauvoir’ın “Kadın doğulmaz, olunur” sözlerini ele aldı. Kadın ve erkeklerin bebeklikten itibaren içlerinden geçtiği farklı sosyalleşme süreçlerinin onları nasıl etkilediğine dikkat çekti. Ardından İngilizce kelime oyunu üzerinden, tarihin (History) uzun süre erkeklerin hikayelerini (his story) anlatmış olduğunu, artık kadınların hikayelerinin (her story) de dinleniyor olduğuna ve dinlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

Açılış konuşmasının ardından, Sinema Kulübü ve Toplumsal Sorumluluk Kulübü öğrencilerinin 8 Mart Kadınlar Günü Panelinde gösterilmek üzere özel olarak hazırladıkları kampüs üstü sözel anketine dair video çekimleri izleyicilerle paylaşıldı. Yaklaşık beş dakikalık bu görüntülerde, öğrencilerin çoğunlukla 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olduğunu bildiği, özellikle kız öğrenciler olmak üzere, öğrencilerimizin kadın sorunlarına duyarlı olduğu, eşitlikçi yaklaşımları genellikle benimsedikleri görüldü. Alkışlarla izlenen bu gösterimden sonra panelin ilk oturumuna geçildi.

İlk oturumun birinci konuşmacısı İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü eski başkanlarından Prof. Dr. Ümit Meriç’ti. Türkiye’de sosyal bilim araştırmalarını devlet adına yapan bir kurum olması gerektiğinin altını çizen Meriç, yurtdışı kaynaklı araştırmaların ülkemizin sosyo-ekonomik dinamiklerini yeterince açıklayamayacağını belirtti. Örneğin, dini pratikler üzerine yapılan bir araştırmada, Müslüman kadınların “Camiye gitmiyorum” demesiyle Hıristiyan kadınların “Kiliseye gitmiyorum” demesi eş değer tutulamaz. Çünkü bizim kültürümüzde kadınlar ibadetlerini evde yapma eğilimindedir. Bu ve benzeri unsurları ise yabancı araştırmacılar gözden kaçırabilir. Bu nedenle Meriç, bizim araştırmacılarımızın bizi araştırmasının ve sonuçlarını yurt dışında duyurmasının önemini anlattı. İstatiksel verilerle izleyicilere Türkiye’yi tanıtan ve ülkemizi diğer ülkelerle karşılaştıran Ümit Meriç, erkekleri betimlediği şiiriyle izleyicileri etkiledi.

İlk oturumun ikinci konuşmacısı uzmanlık alanları arasında çocuk psikopatolojisi ve ergen psikolojisi de olan Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Feyza Çorapçı’ydı. Çorapçı, aralarında Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın “Çocuğun Değeri Araştırması”nın da bulunduğu kısa bir literatür çalışmasıyla izleyicileri bilgilendirdi. 1970’li yıllarda çocuk sahibi olmak “yaşlılık güvencesi” görülür, ağırlıkla erkek çocuk istenir, “itaatkar çocuk”, “akıllı ve uslu çocuk” olarak algılanırken, günümüzde bu beklentiler kalmamıştır. Ayrıca, Feyza Çorapçı, eğitimli ve eğitimsiz annelerin çocuklarından beklentilerindeki farklılıkları da detaylandırdı.

İlk oturumun son konuşmacısı Türkiye Diyanet Vakfı’ndan, Ankara’dan, üniversitemize gelen tefsir uzmanı Dr. Hafsa Fidan Vidinli idi. Vidinli örnek olarak seçtiği üç sure üzerinden Kur’an’ın anlam dünyasından ve kadınlara olan yaklaşımından bahsetti. Ahzap Suresi 35. ayete göre, Allah, mümin, doğru, sabreden, sadaka veren, oruç tutan, ırzını koruyan, zikreden hem erkek hem de kadınları mükafatlandıracaktır. Mücadele Suresi 2. Ayet zıhar uygulamasını (ki bu uygulamaya göre kadınlar ne boşanmış ne de evli sayılır, kocasına ebediyen haram kabul edilirdi) kaldırmıştır. Nisa Suresi 34. Ayet ise, erkeğin kadına üstün (kavvam) oluşunu erkeklerin mallarından kadınlara harcamalarına, yani ekonomik olarak evin geçimi üstlenmiş olmalarına bağlamaktadır. Hafsa Fidan Vidinli, kadın ilahiyatçıların sayısının çoğalmasının ve kadınların Kur’an’ı yorumlayanlar arasına girmelerinin öneminin altını çizdi.

Konuşmacılarla izleyicilerin tartışma imkanı bulduğu çay arasından sonra panel ikinci oturumla devam etti. İkinci oturumun ilk konuşmacısı İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sevgi Uçan-Çubukçu’ydu. Çubukçu birinci ve ikinci dalga kadın hareketinin kısaca ne olduğunu anlattı. Ulus devlet eşit yurttaşlık sözü vermiş, modernleşme üzerinden kadının statüsünün yükselmesi söz konusu olmuştur. Ancak demokrasinin cinsiyeti erkek kalmış, ataerkil zihniyet devam edegelmiştir. Özel alan - kamusal alan ikiliğine de dikkat çeken Sevgi Uçan-Çubukçu, feministlerin “özel olan politiktir” düsturuna ve “kadın bilincine sahip olma” konularına da değindi.

İkinci oturumun ikinci konuşmacısı, panelin sosyal bilimci konuşmacılarının arasındaki tek mühendis misafiri, İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Raziye Selim’di. İstatiksel veriler üzerinden detaylı bir sunum yapan Selim, özellikle “eşit işe eşit ücret” konusunun üzerinde durdu. Aynı eğitimi almış kadın ve erkeklerin aldığı maaşlar arasındaki farklılıklara dikkat çekti. Raziye Selim ayrıca kadın girişimcilere verilen mikro kredi desteklerinden de bahsetti.

Panelin son konuşmacı Medeni Hukuk uzmanı, İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Arzu Arıdemir ise kanunlarımızdaki son dönem değişikliklerini kadınlar açısından değerlendirdi. Arıdemir konuşmasına Anayasamızın 10. Maddesi ile başladı. Buna göre, “Kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür”. Yeni Medeni Kanun’la “Aile reisi kocadır” ibaresi değiştirilmiş, “Evlilik birliğini eşler beraber yönetirler” ibaresi getirilmiştir. Eski Medeni Kanun’da evlenebilmek için erkeklerin 17, kızların 15 yaşını doldurmuş olması gerekirken, yeni Medeni Kanun’a göre, özel hallerde daha küçük yaşta evlenme hakim kararı ile olabilse de, evlenme yaşı her iki cinsiyet için de 17 yaşını doldurmak olarak belirlemiştir. Ayrıca yeni Medeni Kanun’la “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi” kabul edilmiştir.

Panel sonrasında Yrd. Doç. Dr. Şebnem Cansun konuşmacılara, İZÜ'nün hediyesi olarak, İstiklal Marşı murakkası ve buket çiçek takdim etti. Ayrıca Cansun, misafirlerimize, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nin Ziraat ve Baytar Mektebi olduğu dönemde, önce öğrencilik, sonrasında ise Türkçe öğretmenliği yapmış olan vatan şairi Mehmed Akif Ersoy’un, Ömer Hakan Özalp tarafından hazırlanan, “Firaklı Nameler, Akif’in Gurbet Mektupları” kitabını hediye etti. Şairin, kızı Suad Hanım’a yazdığı mektupları da içeren bu kitap, konuşmacıları, tıpkı murakka hediyesi gibi, duygulandırdı.