“Dünya Türk Dili Ailesi Günü”, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde düzenlenen bir panelle kutlandı. Programda Türk dilinin tarihi, gelişimi ve güncel sorunları ele alındı.
Dünya Türk Dili Ailesi Günü, İZÜ Seminer 2 Salonu’nda düzenlenen panelle kutlandı. UNESCO’nun 3 Kasım 2025 tarihinde, Orhun Kitabeleri’nin okunduğu 15 Aralık’ı Dünya Türk Dili Ailesi Günü ilan etmesi vesilesiyle düzenlenen panele, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülden Sağol Yüksekkaya ile İZÜ öğretim üyeleri Dr. Nurbanu Şahin Hatipoğlu ve Dr. Merve Ergüt konuşmacı olarak katıldı. İZÜ Türk Dili ve Edebiyatı ile Türkçe Öğretmenliği Bölümleri tarafından düzenlenen ve Doç. Dr. Necmettin Özmen’in moderatörlüğünü yaptığı programa Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, Rektör Yardımcısı Nihat Erdoğmuş, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Şükrü Özdemir, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
ACAR: TÜRKÇEYE İYİ BAKMIYORUZ
Panelin açılışında konuşan Rektör Acar, dilin milli kimliklerin oluşumundaki kurucu rolüne işaret etti. Türkçenin dünyada en yaygın konuşulan dillerden biri olduğuna dikkat çeken Acar, Türkçe konuşulan ülkeleri parçalamaya yönelik çabaların kısmen de olsa başarılı olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Acar sözlerini şöyle sürdürdü: “1900’lerin başlarında Türk dünyasında tek bir alfabe varken bugün bu bütünlük söz konusu değil. Türkiye’de de Türk dili, ultra milliyetçi bir slogan eşliğinde tahrip edilmiştir. ‘Türk dili yabancı dillerin etkisinden kurtarılsın’ söylemi, bir imparatorluk coğrafyası için uygun bir talep değildir. Türkçeye iyi bakmıyoruz. Bugünün gençleri, otuz sene önce yazılan metinleri anlamıyor.”
TÜRKİSTAN COĞRAFYASINA AB MODELİ
Türkçenin, tarihi en eskiye giden dillerden biri olduğunu belirten İZÜ Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necmettin Özmen, eski tartışmaları bir kenara bırakıp “Türk dili birliği nasıl kurulur?” sorusuna cevap aranması gerektiğini dile getirdi. Özmen, “2021’de Türk Devletleri Teşkilatı kuruldu. Büyük Türkistan coğrafyasında Avrupa Birliği modeline yönelik adımlar atılıyor.” dedi.
TÜRKÇE BUGÜNE NASIL GELDİ?
Türk dilinin tarihsel gelişimini anlatan İZÜ Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Nurbanu Şahin Hatipoğlu ise “Türkçe bugüne nasıl geldi?” sorusu çerçevesinde yaptığı konuşmada, en erken Türkçe yazılı belgelerin altıncı yüzyıla ait Orhun Kitabeleri olduğunu ifade etti. “Kitabelerde kullanılan dilde son derece sanatlı bir üslup var. Bu da bize yazının daha erken dönemlerden beri var olduğunu ispatlıyor.” diyen Hatipoğlu, on ikinci yüzyıla kadar tek bir yazı dili kullanılırken bu yüzyılda Türk dünyasında farklı yazı dillerinin kullanılmaya başlandığını belirtti.
ÇİN KAYNAKLARINDA TÜRKÇE İZLERİ
İlk yazılı belgelerden hareketle Türk dilinin gelişimini ele alan Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülden Sağol Yüksekkaya, yazıtların çok katmanlı bir kültür ve anlam dünyası sunduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Yüksekkaya, “Şimdiye dek tespit edilen en eski yazılı belge olan Orhun Kitabeleri, İkinci Türk Kaanlığı dönemine ait olsa da Çin kaynakları, Türklerin daha eski dönemlerde de yazı kullandığını belgeliyor.” dedi. Çoyr, Bilge Kaan ve Köl Tigin yazıtları aracılığıyla erken dönem yazılı kaynaklarda kullanılan dil ve kültür unsurlarına değinen Yüksekkaya, yakın tarihlerde bulunan yeni bir yazıtın mevcut bilgilerimize yenilerini ekleyeceği müjdesini verdi.
ASYA’DAN AVRUPA’YA, BALKANLAR’DAN KAFKASYA’YA TÜRKÇE
Panelin son konuşmacısı olan İZÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Merve Ergüt de Türk dilinin güncel sorunlarına değindi. “Günümüz Türk dilleri ailesi, Asya’dan Avrupa’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyaya yayılıyor.” diyen Ergüt, özellikle Sovyetler Birliği döneminde bölge ülkelerinin Türklükleri ve Müslümanlıkları dolayısıyla maruz kaldıkları baskılara ve uygulanan asimilasyon politikalarına dikkat çekti.