Lale ve Erguvan


Lalelerden takınır tacına gevher lale,

Şah olurdur çemen iklimine benzer lale (Baki)

Lale, tarihsel süreç içinde Selçuklunun Osmanlı’nın elinde suya çizilen ebru oldu. Saraylarda, camilerde çini oldu. Nakkaşların elinde taşlara işlenen figür oldu. Yani Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası oldu.

Lale, geçmişte ve günümüzde zarafetin, inceliğin ve masumiyetin bir sembolü olmuştur. Farsça “la’l” kelimesinin kırmızı anlamıyla ilişkilendirilen bu bitki, lale ismiyle şöhret kazanmıştır.

Orta Asya’da, günlük yaşantıda kullanılan eşya ve aksesuarlarda lale motifini kullanan Türkler, kültürlerinin bir parçası olan laleyi 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya getirmişlerdir. Orta Asya’dan gelen lale Anadolu’yu, Türk milleti de laleyi çok sevdi.

Fetih ile İstanbul’a gelen lale İstanbul’da çok sevilmiştir. Bir süre sonra lale özellikle İstanbul’un sembolü olmuş ve şehrin en değerli bitkisi sayılmıştır. ‘Avni’ mahlasıyla şiirler yazan Fatih Sultan Mehmet divanında lalelerden de bahsetmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman Döneminde lale bahçelerinin güzelliğinden etkilenen Avusturya elçisi Busbecq ile lale, Avrupa yolculuğuna başladı. Avrupalılar yeni tanıştıkları bu bitkiye Osmanlıların başlarına sardıkları tülbente atıf yaparak ‘sarık biçimindeki çiçek’ anlamında “Tulipe” adını vermişlerdir.

Türk şiirinde ilk defa Hz. Mevlana tarafından kullanılan lale, harflerinde nokta olmaması sebebiyle, lekesiz aşkın sembolü olarak görülmüş ve tasavvuf erbabı tarafından da İlahi aşkla özdeşleştirilmiştir.

Hem Avrupa’da hem de İstanbul’da daha çok saray ve zengin kesimlerin zevki haline gelen lale, harflerinin Allah lafzıyla benzerlik göstermesinden dolayı Anadolu halkı arasında da kısa sürede sevilmiş ve itibar görmüştür.

Dikensiz, gonca halinde ve parlak çiçeklere sahip olan lâleyi; şairler, sanatçılar, tasavvuf erbapları, edebiyatçılar, hükümdarlar, farklı manalara yorarak:

Amber, âşık, damga, derviş, gerdanlık, güneş, güzel, hançer, sevgili, sürahi, süs, yıldız, gelin, yüz gibi anlamlar çıkarmışlardır.

Kısacası lale klasik kültürümüzde ve edebiyatımızda bir bitki ve süsleme unsuru olma özelliğini aşarak Türk ve İslam kültürünün en önemli göstergelerinden biri haline gelmiştir.

İşte bu anlamları ve özelliklerinden dolayı İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi olarak, kültürümüz ve özelde de İstanbul ile özdeşleşen lale figürünü üniversitemizin sembolü olarak seçtik.

Sembolümüzdeki lale figürünün ortasından geçen çizgi ise doğu ve batı kültürünü, Asya ve Avrupa’yı, geçmişten alınan mirası geleceğe taşıyan bir köprü işlevini görür.

İşte bu yüzden İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin misyonu;

"Medeniyetimizin değerlerini özümseyen, bilim üreten, insanlığa hizmet eden, donanımlı, geleceği şekillendiren, erdemli ve lider insanlar yetiştirmek.“ olarak belirlenmiştir.

Lale ve Erguvan Resimleri için lütfen tıklayınız.

PAYLAŞ :

"Kent İçinde Bir Kampüs Üniversitesi"