Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi Paneli Gerçekleştirildi


Üniversitemiz koordinasyonunda düzenlenen “Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi Paneli” konulu program İZÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Ateş moderatörlüğünde, Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Bulut, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Alkan, İZÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Şükrü Karatepe ve İZÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Atar’ın katılımlarıyla 22 Şubat Çarşamba günü İSEFAM Konferans Salonu’nda düzenlendi.

“Eğer Başta Düzgün Bir Adam Var İse Herkes O Adama Göre Vaziyet Alır”

Program Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Bulut’un konuşması ile başladı. Rektörümüz yeni anayasa ile alakalı “Sözlerimin başında bu organizasyonu gerçekleştiren hukuk fakültemize, teşrif eden hocalarımıza ve siz dinleyici gençlere teşekkür ediyorum. Türkiye çok önemli bir dönemeçten geçiyor. Ben iktisat tarihçisi olarak anayasa değişikliğini önemsiyorum. Benim için 5 noktada bu değişikliğin çok lüzumlu olduğu kanaatindeyim. Birincisi biz iktisatçılar bu siyasi istikrarın ekonomik gelişmede çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve Türkiye’ye baktığımızda en başarılı ekonomik performanslar genelde iktidarın koalisyon değil tek partili hükümeti tarafında olduğu dönemlerde gerçekleşiyor. Dolayısıyla bu yeni sistem bir koalisyon ihtimalini ortadan kaldırıyor. İkinci olarak siyasi istikrar demek sistemli bir yönetim demek. Yani ekonomik olarak performansımız artacak. Türkiye halkı itibarı ile 150 yıllık demokratik bir tecrübeye sahip. Fakat halkın tercihlerinden sonra mevcut sistemde çoğu zaman masa başı oyunları ile bertaraf edildi. Yani özde demokrasi daha çok sözel tabir ediliyor. Halkın tercihleri sonuç verdi ama sonuçta bu tercihleri değiştirebilecek bir sistem ile yönetiliyoruz. Bu ortadan kalkacak. Üçüncü olarak bakanlar kurulunun milletvekili dışından olmasının, kanun yapıcılarla yürütme ve yürütücü arasındaki bu ayrımın -genel kanaatim o ki- hesap sorma ve işi herkesin düzgün yapması anlamında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısı ile yasama tamamen kendi işini yaparken yürütme de sadece yürütmeye konsantre olacak. Özellikle bakanlar belli bir yerden seçiliyorlar ve bu da Türkiye’de merkezi bütçenin çok yanlış tasarruf edilmesine neden olmuştur. Bunu önemsiyorum” dedi.

Rektörümüz konuşmasını “Dördüncü olarak bu toprakların bir geleneği var. Bizim lidere bağlı bir kültür ve medeniyetimiz var. Eğer başta düzgün bir adam var ise herkes o adama göre vaziyet alır. Liderin güçlü olması bizim başarımızda önemli bir rol oynuyor. Tüm kurumsal yapılara baktığımızda, uzun ömürlü yapılarda dirayetli liderliğin önemli olduğunu görüyoruz. Beşinci ve en son önemsediğim ise anayasayı millet yapıyor. Bu millet yanlış yapmaz. Aşağı yukarı şu ana kadar 5 adet anayasa yapılmış. Hepsi bürokratik elitlerin yaptığı anayasalar. Halk inisiyatifi eline almış vaziyette. 10-15 yıldır Türkiye’yi yöneten iktidarın değerler sistemimize verdiği önem ortada. Bu 5 yönden bu değişikliğin çok lüzumlu olduğuna inanıyorum. Tekrar teşriflerinizden dolayı teşekkür ediyorum” sözleri ile tamamladı.

Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Bulut’un konuşmasının ardından Prof. Dr. Mustafa Ateş “Osmanlı dönemini de sayarsak en köklü anlamda değişiklik. Anayasamız 19 kez değiştirilmiş. Belli ki her değişiklik ihtiyaçlardan kaynaklanmış. Bir gömlek dikilmiş ama bu gömlek bu vücuda olmamış. İnşallah yapılan bu değişiklik, bu milletin, bu toplumun ihtiyaçlarına, beklentilerine cevap verecektir” diyerek sözü Prof. Dr. Şükrü Karatepe’ye bıraktı.

 

“Neden Bir Anayasa Değişikliği İhtiyacı Doğdu?”

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Şükrü Karatepe sözlerine “Arkadaşlar hepiniz çok gençsiniz ve sürekli olarak bu ülkede anayasanın tartışıldığını duyuyorsunuz. Bu olağan bir durum değildir. Dünyanın bütün ülkelerinde -gelişmiş, gelişmemiş fark etmez- insanlar bu kadar anayasa konuşmuyor, bu kadar anayasa tartışmıyorlar. Bu kadar tartışıyor olmamızın nedeni şu; çünkü gerçekten Türkiye’ye yakışan ve derli toplu, bir devletin düzenli bir şekilde yönetilmesine yeten ve bu devlet yönetilirken de sizin, bizim, insanların haklarını ve hürriyetlerini tam olarak teminat altına alan bir anayasamız yok. Sürekli ortada bir anayasa problemi var. Neden sürekli olarak anayasa problemi var? Çünkü bu anayasaların hiçbirisi böyle televizyonlarda tartışılmadı ve panelleri yapılmadı. İnsanlar bir araya gelip de anayasa konuşmadılar. Bir gün bir emri vâki’ oldu. İnsanlar silahına güvenerek gelip idareye el koydular ve ertesi gün biz bu anayasayı yaptık siz de uyacaksınız dediler ve gittiler. Ama arkada bir sürü problem bıraktılar. Mevcut anayasa bir darbeden sonra yapıldığı için, darbeye gerekçe olarak gösterilen o günki Türkiye’nin siyasi, iktisadi, sosyal durumunu göz önüne almış ve kendisi için problem gördüğü noktaları tespit etmiş ve o problemler bir daha olmasın diye sürekli olarak önlemler almış. Toplumda karışıklık var, terör var demiş ve sözü millete bırakmış. 1996 yılında henüz anayasayı yapan, iktidarın, gücün sahibi olan kişi cumhurbaşkanı iken bu anayasa yetersiz kalmış ve değişmeye başlamış. İlk değişikliği 1986 yılında oluyor. 1982’de yürürlüğe giriyor ve yürürlükle beraber Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçiliyor. Cumhurbaşkanlığının 4. yılında da anayasa değişiyor. Çünkü o kadar fazla yasak ve topluma karşı tedbir getiriyor ki o değişiklik yapılmasa toplum hareket niteliğini kaybediyor” diyerek başladı.

İlk şekli ile bu anayasanın Türkiye’nin o güne kadar elde ettiği her türlü hürriyet kazanımını, her türlü demokratik hak ve özgürlükleri tehlikeye atmasından bahseden Karatepe, “Türkiye bir Avrupa Birliği sürecine girdi. Sürekli olarak biz gruplar halinde, paketler halinde sürekli olarak anayasa değişikliği yaptık. 2/3’sini değiştirmişiz ve buraya kadar gelmişiz. Buraya kadar gelirken faydalı oldu mu? Evet, faydalı oldu. Fakat 2 bakımdan problem çözülmedi. Birincisi o değişiklik yapıldı ama o darbenin 1. dereceden önemli nedeni olan, otoriterlik, vesayet sistemi, seçilmiş insanlara askerlerin, atanmış insanların yukarıdan bakması hâlâ anayasanın içinde gizli şekilde duruyor. Ve onların oluşturduğu müesseseler de duruyor; mesela askeri mahkemeler, darbelerin sebebi olan, ilişkileri düzenleyen hükümler. Bunların bir kısmı zamanla yine Avrupa Birliği şartlarına uygun olarak değiştirildi. Ama ne kadar değiştirilirse değiştirilsin ihtiyaçları karşılayamaz durumda. Bu değişiklikten sonra anayasadan sürekli olarak hükümler çıkarıyorsunuz ve her tarafı yamalı hale geliyor. Ama dediğim 2 önemli noktada bir değişiklik olmuyor. Deniliyor ki, Türkiye parlamenter sistemle yönetiliyor. Parlamenter sistem monarşilerden ortaya çıkmıştır, krallık rejimleriyle ortaya çıkmıştır. Krallık rejimlerinde meşrutiyet yönetimleri yerleştikçe, kralların yetkileri zayıfladıkça sembolik hale geldiğinden artık onlar sadece törenlere katılıyorlar. Öteki tarafta sandıktan çıkan hükümetler güvenoyu alarak ülkeyi yönetiyorlardı. Bu parlamenter sistemin tarifidir. Yani sembolik bir devlet başkanı, sandıktan çıkan güçlü bir iktidar ve yürütmenin hem sorumlusu hem de yetkilisi bir hükümet. Hâlbuki 82 anayasası darbe yapan generalin şahsına matuf olarak çok güçlü bir cumhurbaşkanlığı makamı oluşturuyor. Mevcut anayasa Türkiye için gerçekten çok güçlü bir cumhurbaşkanlığı sunuyor. İş sadece bununla kalmıyor, sürekli olarak cumhurbaşkanlığı seçiminde vesayet makamları -yani asker-  seçimle gelenlere baskı yaptıkları için 2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerine de müdahale ediyorlardı. Diyorlar ki; bu meclis ancak şu kadar rakamla toplanır, 367 kişiden daha az rakamla toplanamaz. Ve meclisin toplanmasına izin vermiyorlar. İtiraz metnini anayasa mahkemesi onaylıyor. Ve cumhurbaşkanı seçilemiyor. O dönemde parlamento diyor ki, ‘millet bize oy veriyor, bizi seçiyor ama siz dışarıdan müdahale ediyorsunuz. Hukuk dışı yollardan cumhurbaşkanı seçmeye engel oluyorsunuz. Esasen bu hak milletin hakkıdır. Biz bu hakkı millete iade ediyoruz.’ Ve anayasada değişikliği yapıyorlar” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“Bir Ülkedeki Meşruiyet Değişimine Paralel Olarak Kurumsal Değişim Varsa O Ülkede Rejim Değişimi Vardır”

Konuşmasına sistem ve rejim değişikliğinin tartışmalı bir konu olduğundan bahsederek başlayan Haluk Alkan, “Sistem ve rejim değişikliği gerçekten tartışmalı bir konu. Kıtalar arasında bunlar farklı kavramlar. Dolayısı ile akademik ortamda üzerinde tartışma yapılabilecek bir konu. Rejim siyasal gücün oluşturduğu bir yapıdır. Devlet erkinin fonksiyonları hayata geçiren bir takım kurumların olduğu yasama, yürütme ve yargının olduğu bir sistemdir. Birinci öğe olan bu siyasal kurumlar, siyaset oyununun nasıl oynanacağını ve nerede oynanacağını düzenliyorlar” dedi.

Alkan konuşmasına “Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsanız eğer, sosyo-ekonomik, kültürel, tarihsel nedenler o siyasal kurumlara hayat verir ve etkiler. Hükümet sistemi değişikliği düşünülüyorsa her şeyden önce bu kurumlarla toplumun sistemsel özellikleri arasındaki ilişkinin ele alınması lazım. Sistemsel özellikler ayrışmaya ve mücadeleye dayanır. Bir siyasal sistemde günde binlerce karar alınıyor ve bunlar çok farklı toplumsal grupları karşı çıkmaya, taraf olmaya ya da nötr kalmaya sevk ediyor. Dolayısı ile bir siyasi sistemin başarması gereken unsur bu farklılaşma ve çatışmaya rağmen bu kurumları ayakta tutabilmektir işte bunu sağlayan unsur meşruiyettir. Bir ülkedeki meşruiyet değişimine paralel olarak kurumsal değişim varsa o ülkede rejim değişimi vardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi 1923 yılında bir rejim değişikliği oldu çünkü mevcut kurumların değişimi devletin varlığı üzerine bir değişimdir. Cumhuriyetin getirdiği çerçeve ışığında gerekli kurumlar değiştirilmiştir” diyerek devam etti.

Anayasa sisteminin tarihsel sürecini ince detayları ile anlatan Haluk, anayasa süreci için son olarak şu sözleri söyledi: “Bugün Türkiye büyük siyasi ve ekonomik krizler yaşamıyorsa, bunun altındaki gerçek, Cumhurbaşkanlığı makamı ile Başbakanlık makamı koltuğunda oturan isimlerin uyumlu çalışmasıdır. Geçmiş tecrübeler de göz önüne alındığında Türkiye'nin krizlere fırsat vermeyecek yeni bir sisteme ihtiyacı var”.

“Türkiye’de Anayasa Değişiklikleri Tamamen Sloganlar Üzerinden Götürülüyor”

Yavuz Atar Hocamız konuşmasına konuşmacılara teşekkür ederek başladı ve anayasa değişikliğinin gerekçesinin gayet açık şekilde ortaya koyulduğunu belirtti. Atar konuşmasına “Türkiye’de anayasa değişiklikleri tamamen sloganlar üzerinden götürülüyor. Oysa özellikle bir hükümet sistemi değişikliğini içeren anayasal değişimler, siyaset bilimcilerinin analizleri olmadan sağlıklı bir şekil almış olmaz. Dolayısıyla da rejim değişikliği konusunda Haluk Bey’in analizi gerçekten son derece önemli. Keşke basın ve televizyonlar da bu tür analizler yapılabilse ama maalesef bunların pek yapılmadığını görüyoruz. Sistemin arka planını ortaya koyacak bir analiz oldu. Anayasanın tümüyle yenilenmesi ve kısmen değiştirilmesi gerekli. Bunun ne kadar demokratik olduğunu iki açıdan anlatmamız gerekiyor. Bunlardan birincisi ‘anayasa yapılma’ yöntemidir. İkincisi de muhtevasıdır. Anayasalar nasıl değiştirilmelidir? Hangi yöntemler değiştirilirse, hangi yol izlenirse demokratik bir değişim olarak kabul edilir? Değerli arkadaşlar demokratik ülkelerde demokrasiye geçiş süreçlerinde anayasalar yapılırken eğer uzlaşma arayışı ortaya çıkarsa, müzakereler ve bütün kesimler davet edilirse, burada demokratik olarak, yöntem olarak doğru bir yol izlendiğini söyleyebiliriz. Öte yandan getirilen düzenlemelerin de demokratik ilkelere uygun olması gerekiyor. Önümüzdeki bu anayasa değişikliğinde acaba izlenen yol demokratik olmuş mudur? Demokrasilerde ideal olan toplumun önemli kesimlerinin uzlaşmasını sağlamaktır. Fakat bu her zaman mümkün olmaz” sözleri ile devam etti.

Panel konuşmacıları, programın ikinci bölümünde öğrencilerin ‘Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi’ ile alakalı sorularını cevapladı. Program Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Bulut ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Arif Ersoy’un konuklara hediye takdiminden sonra sona erdi.

Foto Galeri

Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
PAYLAŞ :

"Kent İçinde Bir Kampüs Üniversitesi"